
Divine G, masumiyetini kanıtlamak için yıllarca mücadele etmesine rağmen, bir gün kendisini demir parmaklıklar ardında bulur. Sing Sing’in sert duvarları arasında, en tehlikeli suçluların tutulduğu maksimum güvenlikli hapishaneye gönderilir. Zaman, burada ağır bir şekilde ilerlerken, umut neredeyse tamamen yok olmuştur. Ancak Divine G, kendisini bekleyen karanlık içinde bir ışık arayışına girer ve mahkumların hikayelerini paylaşabildiği bir tiyatro atölyesi kurmaya karar verir. Başlangıçta sadece zamanı geçirmek için katıldığı bu çalışmalar, kısa sürede ona kaçış yolu sunan bir yolculuğa dönüşür. Sahneye adım attıkça, bastırılmış duygularıyla yüzleşir, yıllardır gölgelenmiş hayalleri yeniden filizlenir. Sanat, onun içindeki insanlık onurunu yeniden keşfetmesine yardımcı olurken, hapishane duvarlarının arasında bile özgürlüğün var olabileceğini kanıtlar.